Meşk

Osmanlı Türk Sanatının vazgeçilmez eğitim sistemidir meşk. Talep ve arz ilişkisinin dorukta yaşandığı hâldir meşk. Bir dönem kabûl görmeyen, fakat dünyada pek çok sistem denendikten sonra tekrar gündeme gelen, kültürümüzün en önemli kıymetlerinden biridir meşk.

 

Sayfamızda, neyin tarihçesinden, yapımından, üflenişinden ve diğer özelliklerinden bahsetmek istemiyoruz. Çünkü bu bilgiler hepimizce mâlûm olup yeteri kadar yayınlanmıştır. Hele iletişim çağında bu bilgilere ulaşmak artık çok hızlı ve çok kolaydır.

 

İşte, mesele burada başlıyor! Bilgiler elden ele geçtikçe çoğalıyor; âdetâ yeni ufuklara doğru seyrediyor. Fakat bâzan pusuladan çıkıyor ve bu da "öz"den uzaklaşmamıza neden oluyor. Görüldüğü kadarıyla, pek çok ehliyetsiz kişi ney ve neyzenlik dünyası hakkında bir çeşit spekülasyon başlattı. Böylelerine eskiler "ma'lûmat-füruş" (bilgiçlik taslayan) derlerdi. Otuz yılda duymadığım yeni sözler, yeni tâbirler duyar oldum. Bu sebepten dolayı, biz de sazımızı bu cepheden ele alalım istedik.

 

Hayatımızda, bâzı "basit"lerin içinin çok "zor"larla dolu olduğunu görürüz. Ney de bunlardan biridir. Zorluğunun, ses çıkarmak veya icrâ etmek olduğunu pek düşünmüyorum. Hayattaki pek çok şeyde olduğu gibi; bu durum, kişinin yeteneği, çalışma azmi ve imkânıyla ilgilidir. Fakat zor olan kısmı, "bu hâli taşımak" olsa gerek. Hiç, belki de herşeydir. Bundan sonra devreye girmesi gereken meşktir.

Her mürşide gönül verme yolun sarpa uğratır
Mürşid-i kâmil olanın yolu pek âsân imiş

Tabii ki müsbet ilimlerde yazılı kaynak ve bilginin önemi çok büyüktür. San'atta da öyledir, ama bu yeterli değildir. Çünkü her türlü san'ata iyi bakılırsa, içinde bir "rûh" görülür. Aynı genlerimiz gibi. Nasıl onları geçmişimizden alıp taşıyorsak kuşak kuşak gerilerden, san'atdaki zorluklar da aynı şekilde kuşaktan kuşağa aktarılarak gelirler. İşte bunu en iyi taşıyabilen sistem meşktir.

 

Hocayla birebir karşılıklı ders yapmak bu rûhun akışına sebep olur. Hele bir de köklü bir meşk silsilesi içindeyseniz, bu dünyadaki seyahatiniz çok zengin ve temâşâlı olur. Osmanlı san'atlarımızın tamâmı bu eğitime tâbî olmuştur. Biz, ney'le ilgili bölümüne bakalım.

 

Ney ve neyzenlik, aslında pek az veya belki de hiçbir sazda olmayan bir hâle sahiptir. Dünyada, üzerine felsefe yapılan iki sazdan (diğeri shaquachi) biridir. Bu yüzden kendisine bende olmuş kişileri hayatın değişik mecrâlarına çeker ve oradan da günlük hayatımızda pek yaşayamadığımız neşveler yaratır.

 

O hâlde ne yapmalıyız? Meşke sıkısıkıya sarılmalıyız diye düşünüyorum. Ney, kişilerin ne kadar üfleyebildiği veya üfleyemediği konuşulması gereken bir saz değildir. Zaten neyzen sıfatına hak kazanmış kişinin teknik olarak gelmiş olduğu bir nokta var demektir. Ama, kişinin neyzenlik sıfatında nasıl olduğuna bakabilirsiniz. O yüzden, bu duruş iyi bir meşk eğitiminden geçer. Mürebbîler sadece bilgi vermezler, onlar duruşu da öğretirler. Meşk aynı zamanda bir hayat eğitimidir. Hoca aynı zamanda hayat aynasını da tutar; kendini görmene ve hissetmene yardımcı olur. Tabii bu kişinin kabı kadardır. Herkesin kabının ölçüsü farklı, lâkin içindeki su aynıdır. İşte bu da meşk sâyesinde üslûbumuzu belirler. Üslûb ise, hangi meşkten yetiştiğimizin en önemli ibâresidir. Birbirinin içinde yaşar ve gelişirler. Malûmdur ki, neyde üslûb, belirleyici en önemli unsurdur. Geçmişimizden günümüze gelen ve yaşatılan kültürümüzün sermâyesidir.

 

Bunun mûsıkîdeki önemi; minyatür, tezhîb, resim, ebrû vb. gibi tarihten örnekleri gelmiş, görülmüş yorumlanmış diğer san'atlara göre daha büyüktür. Çünkü müzikte, elle tutulur-gözle görülür örnekler çok daha kısıtlıdır. Eldeki kayıtların yaşı yüz yılı geçmemektedir. Meşk silsilemizin büyüklerinden Neyzen Emin Dede'nin ancak otuz sâniyelik bir kaydı var. Onun dışında, maalesef duyabileceğimiz bir kayıt yok. İşte yine meşk devrede! Bu üslûb meselesi, meşk eğitiminde çözülüyor.

 

Dolayısiyle, bu saz üzerinde lüzumsuz fikirler üretmek yerine, kendimize doğru kapılar bulup, bu âlemde hoş seyirler yapmalıyız.

 

Aslında "Neyzen" tek, "Ney" tek! Tıpkı vücudumuz gibi. Nasıl organlarımız biraraya gelip, bir bütün olup "insan" denen varlığı meydana getiriyorsa, işte bu âlemin bütün neyzenleri de biraraya gelip Bir Neyzen'i oluşturuyor. Dünyadaki bütün neyler de, aslen Bir Ney'i temsil ediyor. Bizim yapmamız gereken: Esas Neyzen'in bir parçası olup, kabımızın aldığınca bize verilenle hâllenmemizdir. Meşkin rûhunda bu vardır. Kültürümüzün bu eşsiz kıymetine hepimizin sahip olması dileklerimle.

 

Aşk olsun!..  

  • w-facebook
  • White YouTube Icon